resim1

Sayın Başkan, değerli basın emekçileri, saygıdeğer konuklar;

Bugün 12 Eylül askeri darbesinin 33 yıldönümü ve biz İşkence mağdurlarına saygı anıtının açılışı için buradayız. Hepiniz hoşgeldiniz. Böyle bir günde, tüm Askeri darbeleri derneğimiz ve işkence mağdurları adına lanetliyor ve Hepinizi saygı ile selamlıyorum.

Evet ben de bir işkence mağduruyum.  Bizler 12 Mart ve 12 Eylül askeri darbesi sırasında TSK dan işkenceli sorgular ile tasfiye edilen darbe karşıtı solcu sosyalist askerleriz.  Sözkonusu dönemlerde hiç bir yargı kararı olmadan hatta yargılanıp beraat etmemize rağmen mesleklerinden edilerek sokağa bırakılan subay astsubay ve askeri öğrencilerin kurduğu bir derneğimiz var.
Adam DER, Yani askeri darbelerin asker muhalifleri derneği.  Ben bu derneğin genel başkanıyım. Derneğimiz biryandan tasfiye edilen askerlerin özlük haklarına yeniden kavuşmaları için uğraşırken, bir yandan da darbe ve diktatörlüklere karşı demokrasi , özgürlük , eşitlik ve adalet için mücadele eden güçlerle dayanışmasını sürdürüyor.

Bizler her yıl 12 Mart darbesinin yıldönümünde burada toplanarak darbeleri veişkenceleri lânetliyoruz ve taleplerimizi haykırıyoruz. Gecen yıl yaptığımız toplantıda burada işkence gören arkadaşlarımızdan Buraya bir işkence anıtı yapalım önerisi geldi.
Biz bu öneriyi Kadıköy belediyesine götürmeye karar verdik ve Başkan Yardımcısı sayın  Mustafa Demircan ile görüştük. Kendileri öneriye olumlu yaklaştılar, sahip çıktılar ve karşılıklı görüşmeler sonucunda bu anıt ortay çıktı.  Bu anıtın yapımında emeği geçen başta sayın Başkan Selami Öztürk , Başkan Yardımcısı Mustafa Demircan ve anıtın mimarı sayın Prof. Rahmi Aksungur’a derneğimiz ve işkence mağdurları adına teşekkür ederim.

Bugün 12 Mart darbesinin üzerinden 42 yıl geçmiş ve 12 Eylül darbesinin 33 yıldönümü. Ülkemiz halen 12 eylül anayasası ile yönetiliyor. Hala darbe dönemi yasaları yürürlükte. Artık işkencelerin yaşanmadığını söyleyebilir miyiz? Tabii ki hayır! İşkenceler darbe dönemlerinde yoğun olarak yapılıyor ancak, sadece askeri darbe dönemlerinde yapılmıyor, günümüzde de sürüyor.
Mevcut iktidar işkenceye sıfır tolerans iddiası ile yola çıktı ama geldiğimiz noktada bu işkenceciye sıfır toleransa dönüştü. Bugün işkence ve kötü muamele böyle köşklerde yapılmıyor belki ama, ceaevlerinde, karakollarda sürüyor. Meydanlarda, sokaklarda , parklarda gençlerimiz sopalı güvenlik güçleri ve onların destekçileri tarafından dövülerek öldürülüyor, gaz kapsülleri  ile kafaları parçalanıyor,  biber gazı  ile öldürülüyor, gözleri çıkarılıyor. Ve mevcut iktidar bunların faillerini koruyup kolluyor deliller karartılıyor, ve bir türlü bağımsız olması gereken yargının önüne çıkartmıyor.

Değerli konuklar, işkence ve kötü muamele ile mücadeleyi iktidarlara bırakmayacağız. Bizler insan hakları savunucuları, demokrasi ve özgürlükten yana güçler bunun mücadelesini birlikte vereceğiz.

Bu düşüncelerle , bu anıtın toplumda işkence ile mücadele bilincinin oluşmasında önemli bir işlevi olacağını düşünüyor ve emeği geçenlere tekrar teşekkür ederek saygılarımı sunuyorum.

Şimdi burada işkence gören askerlerden Faik Güleçyüz abimiz yaşadıklarını sizlerle paylaşacak.

 

resim2

 

resim3

 

resim4